TÜRKTOB

Sosyal Medyada
Birliğimiz

Ziraat mühendisliği ve bitki ıslahçılığı geleceğin en önemli mesleğidir

Ziraat mühendisliği ve bitki ıslahçılığı geleceğin en önemli mesleğidir

Ziraat mühendisliği geleceğin en önemli mesleğidir.

Kapitalizmin sunduğu olanakların aç kalma riski ortaya çıkınca hiçbir anlam ifade etmediğini öğrendik.

O güçlerin hedefi, vatandaşın milli üretim değerlerinize olan güvenini sarsmaktır.

***

Türkiye Tohumcular Birliği (TÜRKTOB) Yönetim Kurulu Başkanı Savaş Akcan, Yeni Bir Gelecek Kazan ana temasıyla düzenlenen Growtech Kampüste etkinliğinde Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi öğrencileriyle buluştu.

‘’Geleceğin Mesleği: Tohumculuk’’ başlığında konuşan TÜRKTOB Başkanı Savaş Akcan, önce Birliğin ve Alt Birliklerinin görev alanlarını anlattı.

TÜRKTOB Başkanı Akcan, 2006 yılında yürürlüğe giren Tohumculuk Kanunu ile kurulan Türkiye Tohumcular Birliği ve Alt Birliklerinin sektörün tek çatı altında toplanmasını sağlandığını ve bu sayede üretim, dağıtım, dış ticaret gibi temel konularda yakalanan ivmenin yerli ve millî tohumculuğu hızla geliştirmeye başladığını söyledi.

Akcan’ın konuşmasından satır başları şöyle;

‘’Sertifikalı tohum üretiminiz son 10 yılda 2 katına çıkarak 1 milyon 325 tona ulaştı. Tohum üretiminin %89’unu özel sektör yapıyor. Fide, fidan ve süs bitkisi üretimlerimiz istinasız her yıl artıyor. Tüm tohumculuk sektöründe ihracatın ithalatı karşılama oranı %130 oldu. Son 4 yıldır dış ticaret fazlası vermeye başladık. Bu oran tohumda %89’a, fidanda %415’e, süs bitkilerine %255’e yükseldi.

Pandemi dönemi ve Rusya’nın Ukrayna’yı işgali bir tohum tanesi kadar stratejik başka bir üretim unsuru, tarım kadar önemli bir sektör olmadığını ortaya koydu. Pandeminin ilk günlerinde kimse arabasını, gömleğini, ayakkabısını düşünmedi. Herkes gıda ürünlerine koştu. Kapitalizmin sunduğu olanakların aç kalma riski ortaya çıkınca hiçbir anlam ifade etmediğini öğrendik.

Gıda bizi tarıma, tarım tohuma ve tohumculuk sektörüne götürüyor doğal olarak. Yıllardır söylüyorduk: ‘Gıda savaşlarının mermisi tohumdur.’ İşte şimdi herkes yaşayarak öğrenmiş oldu. Bu nedenle bağımsızlığın ana unsuru gıdada yeterlilik ise o zaman ziraat mühendisliği mesleğinin önemi daha da artıyor. Siz geleceğe yön verecek meslek grubusunuz. Hem teorik hem de pratik eğitim olanaklarını sonuna kadar kullanın. Biz TÜRKTOB ve özel sektör olarak sizi desteklemek için elimizden geleni yapıyoruz, yapmaya devam edeceğiz.

Sizlerden bu konu bir ricamız daha var. Tohum ve tohumculuk sektörüne ilişkin kamuoyundaki yanlış algıların düzeltilmesi için bizlere yardımcı olun. Millî tohumun önemini anlatın. Ülkemizin tohumculuk konusunda ithalata bağımlı olmadığını vurgulayın. Tohum üretim teknolojilerinde doğru bilgileri verin. Türkiye’de GDO’lu tohumun yasak olduğunu, üretiminin, ithalatının, kullanımının cezasının 10 yıl hapis olduğunu anlatın.

Buğday üretimi olmayan İsrail’den nasıl buğday tohumu ithal edebiliriz? deyin. Buğdayın kromozom sayılarıyla oynadığımızın gerçek ve bilim dışı olduğunu anlatın.  

Bu konuda bilgi ve veri açığınızı kapatmak isterseniz akademik çalışmalarınıza ek olarak bir TÜRKTOB olarak size yardımcı olalım. Hepsi hazır ve açık kaynak olarak emrinizdedir.

Bu yanlış bilgileri düzeltelim ki, başta çiftçimizin emeği olmak üzere tüm milli tarımsal üretim değerlerimiz emperyalist güçlerin amaçlarına alet olmasın. Kimse tarıma, toprağına, üretime küsmesin.

O güçlerin hedefi, vatandaşın milli üretim değerlerinize olan güvenini sarmaktır. Bu güven sarsılınca onların ürünlerine muhtaç olursunuz. Bir süreden sonra üretemeyen, sadece tüketen bir topluma dönüşürsünüz.

***

Tohumculukta temel ve stratejik hiçbir üründe yetersizliğimiz yok. Buğday, arpa, mısır, ayçiçeği, patates ve şekerpancarı bunlar arasında sayılabilir. Ve ne mutlu ki bu ‘en stratejik’ tohumluklarda çok güçlüyüz. Örneğin buğdayda ülkemizin tohum üretiminin ihtiyacımızı karşılama oranı yüzde 97, mısırda yüzde 259, ayçiçeğinde yüzde 755, şekerpancarında yüzde 91, arpada yüzde 70. Baklagillerde ise kuru fasulye, mercimek ve nohutta yüzde 100’ün üzerinde.

Ama biz %100 bizim olan, gen kaynağı, anası babası, ıslahçısı, ıslahçı hakları, üretimi bizim olan millî tohumun peşindeyiz ve bu konuda çalışıyoruz.

Bakınız bu konu o kadar önemli ki, Rusya ambargolar nedeniyle Avrupa ülkelerinden tohum alamayacağını görünce ülkemize yöneldi. Biz şimdi Rusya’ya daha çok tohum ihraç etmek için çalışmalar yapıyoruz. Kendine yetersiz olarak algı yaratılan bir ülke bunu yapabilir mi? Dünyanın 121 ülkesine 185 milyon dolarlık tohum, 341 milyon dolarlık bitki üretim materyali ihraç edebilir mi? %130’luk dış ticaret fazlası verebilir mi?

Küresel serbest ticarette her tohumda yeterlilik mümkün değil. Türkiye gibi bitkisel ürün çeşitliliği üst düzeyde olan bir ülkede tüm ürünlerin üretim materyalini %100 karşılamak sadece piyasa dinamikleri açısından değil, bilimsel açıdan da imkânsız. Bunu tüketici tercihleri de belirliyor. Ama temel ürünlerde yeterlilik mutlaka olmalı ve daha önce söylediğim gibi ülkemizde bu var.

***

Bitki ıslahı ve ıslahçısı geleceği belirliyor. Ana amacımız verimlilik diyoruz ya, bunu sizler gibi genç ziraat mühendisi adaylarımız ve bitki ıslahçılarımız yapacak. Örneğin dekara 3 ton ürün alınan domates tohumu ıslah ederek 25-30 tonlara hatta örtü altında 50 tonlara bitki ıslahçılarının geliştirdiği yeni çeşitlerle çıkartıyoruz. Tarım topraklarımız azalırken, nüfusumuz artarken, iklim koşulları bizi zorlarken başka şansımız var mı? Yok. O zaman gelecek sizin, bilimin, AR-GE’nin.

Her dönem özel sektörümüz ve kamu araştırma enstitülerimiz iş birliği içinde özellikle stratejik ürün gruplarında yeni çeşitler geliştirip, yaygınlaştırılmasına çalışıyor. Bu konudaki talebimiz AR-GE çalışmalarına daha çok destek olunması ve sektörümüzün finansal kaynaklara erişimin kolaylaştırılmasıdır.

Biz tohumculuğu daha gelişmiş olan ülkelere göre çok genç bir sektörüz. Bu nedenle sermaye yapımız sınırlı. Özellikle uluslararası firmaların tanıtım, pazarlama ve dağıtım imkânlarına sahip değiliz. Bu konuda desteğe ihtiyacımız var. Ayrıca millî çeşitlerin kullanılması için devlet teşvik vermeli.’’

 

25 Mayıs 2022 / Antalya