TÜRKTOB

Sosyal Medyada
Birliğimiz

FÜAB BAŞKANI HURŞİT NALLI: TÜRK FİDANCILIK SEKTÖRÜNDE TESCİL SORUNU NEDEN ÇÖZÜLEMİYOR?

FÜAB BAŞKANI HURŞİT NALLI: TÜRK FİDANCILIK SEKTÖRÜNDE TESCİL SORUNU NEDEN ÇÖZÜLEMİYOR?

TÜRK FİDANCILIK SEKTÖRÜNDE TESCİL SORUNU NEDEN ÇÖZÜLEMİYOR

- Ulusal ve uluslararası piyasada talep gördüğü için fidan ve meyve üretiminin büyük bölümü yabancı çeşitlerle yapılıyor.

- Tescil sorunu nedeniyle talep edilen çeşitler tescil edilemediği için, hem tüketici, hem meyve ve fidan ihracatımız, hem meyve ve fidan üreticisi, hem de millî ekonomimiz zarar görüyor.

- Sektörün talep ettiği meyve fidanlarının katma değeri yurt dışına gidiyor.

- Biz ihracatı artırmak için savaşırken, tescil sorunu nedeniyle fidan ithalatına mecbur bırakılıyoruz.

- Hangi meyveyi üreteceğimize yabancılar karar veriyor.

***

Fidan Üreticileri Alt Birliği (FÜAB)Yönetim Kurulu Başkanı ve Türkiye Tohumcular Birliği (TÜRKTOB) Yönetim Kurulu Üyesi Hurşit Nallı, Türk fidancılığı ve meyveciliğinde yıllardır çözülemeyen tescil sorunu ile ilgili açıklamalarda bulundu.

FÜAB Başkanı Hurşit Nallı, Türk tüketicisinin tercih ettiği meyvelerin üretilmesi için önce bu meyve ağaçlarının fidanlarının üretilmesi gerektiğini ancak bu fidan çeşitlerin yasal engellerden dolayı tescil edilemediğini kaydetti.

FÜAB Başkanı Hurşit Nallı, ‘’Ülkemiz fidancılığında sadece kayıtlı çeşitlerin üretimine, sertifikasyonuna ve pazarlanmasına izin veriliyor. Ancak kayıt işlemi için o çeşidin ıslahçısından yetki belgesi alınması gerekiyor. İşte sorun tam burada başlıyor.

Örneğin tüketicimizin tercih ettiği bir elma çeşidinin ıslahçı hakları bir başka ifadeyle telif hakkı bir yabancıdaysa, o elmanın fidanını üretmek için her seferinde ıslahçı yetki belgesi almak ve telif hakkı ödemek zorundasınız.

Bir çeşidin ıslahçı hakkı kapsamına girebilmesi için ise ülkemizde bir yıldan, diğer ülkelerde ise 6 yıldan daha uzun süredir ticarete sunulmamış olması gerekiyor, yani yeni bir çeşit olması şartı aranıyor. Ancak tescil yönetmeliğindeki “ıslahçı yetki belgesi” şartı nedeniyle, biz ülkemizde koruma altına alınamayacak, yani ıslahçı hakkı olmayan çeşitlerde de ıslahçıya ekstradan hak ve yetki tanıyoruz. Ülkemizde ve uluslararası piyasada talep edilen meyve fidanlarının hepsi son bir yıl içinde yeni geliştirilen çeşitler olamayacağına göre bize sadece iki seçenek kalıyor. Ya bu fidanları ithal etmek zorunda kalıyoruz ya da tescilsiz üretim yapılıyor. Tescilsiz üretim, üretilen fidanın sertifika ve etiketindeki isimin, gerçek çeşitten farklı olmasıdır. Bu durum ihracatta ve yurt içinde meyve bahçesi kurulurken çok sayıda teknik ve hukuki soruna neden oluyor. ’’ dedi.

 

Yurt içi ve yurt dışı piyasalarda incir, nar, fındık ve antepfıstığı dışındaki tüm türlerde yabancı ıslahçıların çeşitlerinin fidanı ve meyvesinin talep gördüğünü kaydeden FÜAB Başkanı Nallı, ‘’ Mevzuattan kaynaklanan sorunlardan dolayı bu meyve türleri dışında kalan diğer türleri kayıt altına alamıyoruz. Neyi üretip neyi üretemeyeceğimize yurt dışındaki ıslahçı kişi ve kuruluşlar karar veriyor diyebiliriz. Bu durum Türk fidancılık ve meyvecilik sektörünü dışa bağımlı olmaya yönlendiriyor.’’ ifadelerini kullandı.

Nallı, ‘’138 milyon adet sertifikalı fidan üreten 30 milyon dolarlık fidan ihracatı, 5,8 milyar dolarlık meyve ihracatı yapan dev bir sektör ve binlerce meyve ve fidan üreticisi bu durumdan zarar görüyor. Biz talep edilen çeşitleri üreterek yolumuza devam etmek, Türk halkına kaliteli ve bol meyve yedirmek, fidan ve meyve ihracatımızı artırmak istiyoruz. İthal fidan millî servetin yurt dışına akması, çiftçinin üretimden çekilmesi ve yabancı hastalık ve zararlıların ülkemize girmesi anlamına geliyor. ‘’ dedi.

Tarım ve Orman Bakanlığı yetkililerine konuyu yıllardır anlatmaya çalıştıklarını vurgulayan FÜAB Başkanı Hurşit Nallı şöyle konuştu; ‘’Bakanlık yetkilileri tescil için “ıslahçı yetki belgesi” istenilmediği takdirde ülkemizin uluslararası hukuki sorunlar yaşayacağı endişesini dile getiriyorlar. İlgisi yok. Bu yetki belgesi olmaksızın 1990, 1993 ve 2011 yıllarında yapılan tescillerde hiçbir sorunun yaşanmadı. Bu durum, yetkililerin uluslararası hukuku ve haklarımızı bilmemelerinden ve tescil sorununun zararlarını görmezden gelmelerinden kaynaklanmaktadır. Islahçı hakkı, sadece çeşidin korunduğu ülkede geçerlidir ve diğer ülkelerde bu çeşidin kullanımını ve pazarlanmasını engellemez.’’