TÜRKTOB

Sosyal Medyada
Birliğimiz

GELECEĞİN TEMİNATI: TOHUM ( ÇERÇEVE DERGİSİ / MÜSİAD)

GELECEĞİN TEMİNATI: TOHUM ( ÇERÇEVE DERGİSİ / MÜSİAD)

GELECEĞİN TEMİNATI: TOHUM

TÜRKTOB Yönetim Kurulu Başkanı Savaş AKCAN, MÜSİAD'ın yayın organı Çerçeve Dergisine görüş bildirdi.

AKCAN'ın dergide yayımlan yazısı şöyle;

Tohumun Önemini Anlamak İçin Önce Tarım Arazilerinin Durumuna Bakmak Gerekir

Dünyada işlenebilir tarım arazisi miktarı toplam 3,19 milyar hektardır. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütüne (FAO) göre kişi başına düşen tarım arazisi miktarı 0,23 hektar olup bu miktar 2050 yılında 0,15 hektara düşecektir.

Yapılan hesaplamalara göre, tüm dünyada her dakika işlenebilir arazinin 5 hektarı erozyon, 3 hektarı tuzluluk, 1 hektarı diğer toprak degradasyonu işlemleri, geriye kalan 1 hektarı da tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı sonucu kaybolmaktadır.

Tohum Neden Önemli?

Bu rakamlar bize çok açık göstermektedir ki tarımsal üretim için gerekli olan araziler gün geçtikçe azalmaktadır. Bitkisel üretimin başlangıç materyali olan bitki ıslahı ile elde edilen verimli yeni çeşitlerin ve bunların ticarete konu olan tohumları/tohumlukları birim alandan elde edilecek verimin en önemli unsurudur.

Bugün 8 milyara yaklaşan dünya nüfusunun beslenmesi göz önüne alındığında sağlıklı ve yüksek verimli gıda üretimi için başlangıç materyali olarak tohum/tohumluk üretimi önem kazanmıştır. Bu da tüm dünyada tohumluk üretiminin ve ticaretinin gelişmesini beraberinde getirmiştir. Tohum ticaretinin gelişmesi ise tohumlukların kalite ölçütlerinin belirlenmesini ve standartların oluşturulmasını gerekli kılmıştır.

Dünyada Modern Yasal Düzenlemeler Tohumculuğun Gelişmesini Sağlamıştır

Tohumculukta ileri gelen ülkelerde tohumculuk sektörü 150 yıllık bir geçmişe sahiptir. Bu ülkelerin tohumculukla ilgili yasal düzenlemelerine göz attığımızda Amerika Birleşik Devletleri’nde Ulusal Tohum Kanunu 1939’da, Fransa’da Tohum Kalite Kontrol Kanunu 1905’te, Hollanda’da Tohum ve Dikim Materyalleri Kanunu 1966’da, Almanya’da Bitki Çeşitliliğinin Korunması ve Bitki Tohumculuğu Kanunu 1953 yılında yürürlüğe girmiştir.

Bu dört ülke ve bu ülkelerin tohumculuk şirketleri bugün dünya tohumculuğunun büyük bir kısmını kontrol etmektedir. Bu dört ülke 10,6 milyar dolarlık dünya tohum ihracatının %50,8’ini, 10,3 milyar dolarlık dünya tohum ithalatının da %30’unu yapmaktadır.

Dünyada tohum pazarının cirosunun 2018 yılı sonu itibarıyla 60 milyar dolara yaklaşmıştır. Dünya tohum piyasasının ilk üç sırasında ABD (%27), Çin (%22) ve Fransa (%6) yer alırken Türkiye’nin 1,5 milyar dolar ile dünya tohum piyasasının %2’sine sahiptir.

Dünya tohum piyasasında büyüklük bakımından Türkiye %2’lik potansiyel ile 11. sırada yer alırken -toplumumuz tarafından yanlış bir algı ile- tohum sektörünün en büyüğü olarak kabul edilen İsrail ilk 10’da bile yoktur.

Türkiye’de Tohumculuk Sektörü

Ülkemiz tarımında planlı ve sistemli tohumculuk faaliyetleri -Cumhuriyetle birlikte- 1925-1930’lu yıllarda araştırma enstitüleri/tohum ıslah istasyonlarının kurulmasıyla başlamıştır. Ancak 1960’lı yıllara kadar bu alanda sağlanan gelişmeler bazı türlerde çeşit geliştirme çabaları ve sınırlı miktarda tohumluk üretiminden öteye gidememiştir.

1963 yılında Tohumlukların Tescil, Kontrol ve Sertifikasyonu Hakkındaki 308 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesi ile ülkemiz tohumculuğunda yeni bir dönem başlamıştır. Bu Kanun’la birlikte çeşit tescili, tohumlukların sertifikasyonu ile kalite kontrolü ve piyasa denetimi konularında şimdiki adıyla T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı ilk kez görevler üstlenmiş, tohumluk üretimi konusunda ise daha etkin rol almıştır.

Serbest Piyasa Ekonomisine Geçiş ve Yeni Kanunlar

1980’li yıllara kadar Türkiye’de uygulanan kamu ağırlıklı tohumluk politikaları ülke ihtiyacının yurt içi üretimlerle karşılanması yönünde olmuştur. 1983 yılında tohumluk fiyatlarının, 1984’te ise tohumluk ithalatının serbest bırakılması ve serbest piyasa ekonomisinin etkin hâle gelmesi ile özel sektör tohumculuğu gelişme fırsatı bulmuştur.

Özel sektörün küresel firmaları tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de etkinliklerini arttırmakta idi. 1963 yılında çıkartılan 308 sayılı Kanun yerli sektörün gelişmesi ve teşkilatlanması konusunda yetersiz kalmaktaydı. 2004 yılında Yeni Bitki Çeşitlerine Ait Islahçı Haklarının Korunmasına İlişkin 5542 sayılı Kanun ve 2006 yılında yürürlüğe giren 5553 sayılı Tohumculuk Kanunu özel sektör tohumculuğunun önünü açmıştır.

Tohumculuk Kanunu çerçevesinde 2008 yılında kurulan yedi alt birlik ve bunların oluşturduğu Türkiye Tohumcular Birliği (TÜRKTOB) ile Türk tohumculuk sektörünün teşkilatlanması sağlanmıştır. Bu gelişmeyle birlikte tohumluk üretimine ve kullanımına verilen desteklemelerle sertifikalı tohumluk üretiminde ve kullanımında önemli artışlar olmuştur.

Üretim ve Dış Ticaret Verileri

Bütün bu gelişmelerin sonucu 1990 yılında 116 bin ton, 2002 yılında 145 bin ton, 2006 yılında 371 bin ton olan toplam sertifikalı tohumluk üretimi ve dağıtımı, 2018 yılında yaklaşık 1 milyon 59 bin tona ulaşmıştır.

Tohum ithalatındaki ve ihracatındaki gelişmeye baktığımızda 2006 yılında 47 milyon dolar olan ihracat 2018 yılında 152 milyon dolara yükselmiştir. Türkiye 91 ülkeye tohum ihraç etmektedir. 2006 yılında 106 milyon dolar olan ithalat 2018 yılında 179 milyon dolara yükselmiştir.

2018 yılındaki ihracat değerlerine baktığımızda Rusya, Ukrayna ve Irak toplam ihracatın yaklaşık %35’lik kısmını oluşturmaktadır.

İthalatta ise Fransa, İtalya ve Hollanda toplanda %35,2 pay ile ilk üçte yer almıştır. İsrail’den gerçekleşen miktar ise %6,9 olmuştur.

İhracatın ithalatı karşılama oranı 2006 yılında %44 iken 2018 yılında %85 olmuştur.

Mısırda, ayçiçeğinde, sebzede ve patateste tohumluk üretiminin neredeyse %100’ü özel sektör tarafından gerçekleştirilmektedir.

Buğday, arpa ve yem bitkileri gibi kendine döllenen bitkilerdeki özel sektör tohumluk üretimi 2006 yılında sırası ile %20, 22 ve 52 oranındaydı. 2018 yılında ise özel sektör tohumculuğunun payı arpada %85 buğdayda %69, yem bitkilerinde %79’a yükselmiştir.

2018 yılı toplam tohum üretiminin %19,84’ü kamu, %80,16’sı ise özel sektör tarafından yapılmıştır. Aynı şekilde tescil edilen çeşit sayılarının sektörel dağılımına baktığımızda 2018 yılı sonu itibarıyla toplam 7.919 tescilli çeşidin %75,75’i özel sektör, %22,64’ü kamu ve %1,61 üniversiteler tarafından geliştirilmiştir.

Bu sonuçlar göstermektedir ki 2006 yılında yayımlanan Tohumculuk Kanunu ile ülke tohumculuğu önemli bir ivme kazanmıştır. Özel sektör tohumculuğu gelişme içerisine girmesine rağmen yapısal ve teknolojik açıdan henüz yeterli seviyede değildir. Elbette Kanun’da birtakım düzenlemelerin yapılması gereklidir fakat Kanun’u toptan yok saymak, karalamak Türk tarımının gelişmesine engel olma gayretidir. 5553 sayılı Kanun’a tamamen karşı olan bazı kişiler ve gruplar yerel çeşitlerin tohumunun yok olduğunu ve bu Kanun’la ülkemiz tohumculuğunun tamamen yabancı şirketlere mahkûm edildiğini öne sürmektedirler.

Hâlbuki Tohumculuk Kanunu’nun yürürlüğe girmesi ile sektörde şirketleşme ve yukarıda da belirttiğimiz gibi tohumluk üretimi önemli ölçüde artmıştır hatta bazı şirketler yurt dışıyla rekabet edecek büyüklüğe ulaşmıştır. Önemli olan dünyada söz sahibi tohum firmaları ile rekabet edebilir yerli firmalar oluşturmaktır. Yerel çeşitler/köy çeşitleri bitki ıslahçıları tarafından yeteri kadar olmasa da değerlendirilmekte ve gen bankalarında muhafaza altına alınmaktadır.

Ülkemizdeki Millî Tohumculuğun Daha Çok Gelişmesi İçin…

Gelişmiş ülkeler gayrisafi millî hasılalarından (GSYİH) AR-GE çalışmalarına önemli miktarda kaynak ayırmaktadır. AR-GE çalışmalarına oran olarak en fazla Güney Kore (%4,29) ve İsrail (%4,11) pay ayırırken ABD (478 milyar dolar) ve Çin (216 miyar dolar) en fazla bütçe ayıran ülkelerin başında gelmektedir.
Türkiye ise GSYİH’den AR-GE’ye %0,94 ile 9 milyar dolar civarında bir bütçe ayırmaktadır.
Gelişmiş ülkelerde tarıma dayalı millî gelirin %2,6’sı, Türkiye’de ise %0,48’i tarımsal AR-GE çalışmalarına ayrılmaktadır.
Bu oran arttırılarak özeldeki ve kamudaki araştırmacılara yapılan proje destekleri daha da geliştirilmeli ve bitki ıslahçılarının eğitimi ile tohumculuk konusundaki eğitimlere önem verilmelidir.
• AR-GE destek miktarlarına kaynak oluşturmak amacıyla tarımsal üretimi arttırmak için yapılan tarımsal desteklerin toplamı üzerinden belli bir dilimi AR-GE faaliyetlerinde bulunan özel sektör, üniversite ve kamu araştırmacı kuruluşlarına proje karşılığı (özellikle bitki ıslahı ve tohum teknolojileri alanındaki çalışmalara) kaynak olarak aktarılmalıdır.
• Bitki ıslahı ve tohumculuk teknolojiler alanlarında kamu-üniversite-özel sektör iş birliğini geliştirmek ve yerleştirmek amacı ile Bakanlıkça desteklenen özel sektör AR-GE projelerinde özel sektör ve üniversite-kamu araştırma enstitüsü iş birliği ile geliştirilen projelere öncelik verilmelidir ve destek sağlanmalıdır.
• Son derece genç olan millî özel tohumluk sektörünün rekabetçi gücü arttırılmalıdır. Sertifikalı tohumluk kullanım desteği ödenen bitkilerde, ıslah çalışmaları ülkemizde yapılarak geliştirilen yerli çeşitlerin tohumluklarına daha yüksek oranda destek verilmelidir.
•Sertifikalı tohumluk kullanım desteği ödenmeyen ve doğası gereği yurt dışından doğrudan F1 hibrit tohumu olarak gelen ve satışa sunulan sebze çeşitlerinin ıslahında çalışan firmalara rekabet gücünü arttıracak destek sağlanmalıdır.
• Yine kullanım desteği ödenmeyen hibrit ayçiçeği ve mısır vb. bitkiler üzerine ıslah çalışmaları yapan yerli firmaların yurt içi ve yurt dışı rekabet gücü arttırılmalıdır.
• Sertifikalı tohumluk kullanımı daha da yaygınlaştırılmalı ve sertifikalı tohumluk için yeni destekleme yöntemleri geliştirilerek mevcut sertifikalı tohumluk kullanımı arttırılmalıdır.
• Tohumculuk sektörünün sağlıklı gelişmesi için denetime daha fazla önem verilmelidir. Denetim konusunda yapılacak yetki devri ile sektörün kendi kendini denetlemesi sağlanmalıdır. Birlikler de bu konudaki alt yapılarını geliştirmelidir.
• Fide, fidan, süs bitkilerinde olduğu gibi bazı tohumluklarda (yem bezelyesi, tritikale vb.) KDV oranı hâlen %8 olarak devam etmektedir. Haksız rekabete neden olan bu problem çözülmelidir.
• Tohumculuk sektöründe bugünden başlayan ve gelecekte daha da artacak ara eleman problemi oluşmaktadır. Bu çerçevede tohum/tarım teknikeri/teknisyeni eğitimleri desteklenmeli, özendirilmelidir.
• Tohumculuk, bitki ıslahı, hibrit, Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO) hakkında belli veya belirsiz kişi ve kuruluşların yaydığı yanlış bilgiler toplumu/tüketicileri huzursuz etmekte ve sektörü olumsuz etkilemektedir. Buna karşı kamuoyu, özellikle ulusal TV kanalında (TRT) uygulanacak “kamu spotu” ve diğer tarım kanallarında yapılacak kısa yayınlarla bilgilendirilmelidir. Ayrıca T.C. Millî Eğitim Bakanlığı ile iş birliği çerçevesinde toplumun bilgilendirilmesi ve eğitilmesinde ana unsur olan öğretmenlere yönelik bilgilendirme toplantıları düzenlenebilir.
Elbette sektörün bu hızlı gelişme içinde yaşadığı ve çözüm bekleyen çok farklı problemleri ve beklentileri vardır. Fakat, sonuç olarak ülkemiz tohumculuk sektörünün gelecekteki gücünü, yetişmiş ve tecrübeli insan kaynakları, teknik altyapı, üretim potansiyeli, pazarlama yeteneği, bitki ve tohum alanındaki AR-GE çalışmaları ve sektöre yapılan destekleme politikaları ile kamu-üniversite-özel sektör iş birliğinin başarısı belirleyecektir.