TÜRKTOB

Sosyal Medyada
Birliğimiz

TYAB MİLLİ VE YERLİ TOHUMDA SÜRDÜRÜLEBİLİR STRATEJİLER ÇALIŞTAYI DÜZENLEDİ VE UYGULAMALI EĞİTİM HAMLESİ BAŞLATTI

TYAB MİLLİ VE YERLİ TOHUMDA SÜRDÜRÜLEBİLİR STRATEJİLER ÇALIŞTAYI DÜZENLEDİ VE UYGULAMALI EĞİTİM HAMLESİ BAŞLATTI

Tohum Yetiştiricileri Alt Birliği (TYAB) tarafından Türkiye Tohumcular Birliğinin (TÜRKTOB) destekleriyle düzenlenen Millî ve Yerli Tohumculukta Sürdürülebilir Stratejiler Çalıştayı ile III. Tarım ve Orman Şûrası kararları kapsamında Tarım ve Orman Bakanlığı ile TYAB arasında uygulanacak Uygulamalı Çiftçi Eğitim Merkezleri ve Eğitim Projesi’nin protokol imza töreni 25-26 Aralık 2019 tarihleri arasında Antalya’da gerçekleştirildi.

Programa, TBMM Tarım, Orman ve Köy İşleri Komisyonu Üyesi Milletvekilleri, yüksek yargı organlarının temsilcileri, Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Mehmet Hadi Tunç başta olmak üzere ilgili tüm kurumların genel müdürleri ve başkanları, Türkiye Tohumcular Birliği ve bağlı Alt Birliklerin Başkan ve yöneticileri, ziraat odası başkanları, akademisyenler ve 1600’ü aşkın tohum yetiştiricisi katıldı. 

  • Türkiye’nin Milli Ve Yerli Tohum Atağının Önünde Kimse Duramayacaktır

Çalıştay, Tohum Yetiştiricileri Alt Birliği (TYAB) Yönetim Kurulu Başkanı Hacı Ömer GÜLER’in açılış konuşmasıyla başladı. TYAB Başkanı Hacı Ömer GÜLER, gıda teminatının ve insanlığın geleceğinin garanti altına alınmasında en büyük rolün tarım sektörüne, özellikle de tohum sektörüne düştüğünü ifade etti.  Gelecekte ülkelerin bağımlı hale getirilmesinin tohum üzerinden yapılacağını kaydeden GÜLER, ‘’Ülkemizde özellikle son yıllarda tohumculuk sektöründe önemli mesafeler kat edilmiş, öyle ki tohum üretimi 8 kat artarak 140.000 tondan 1.060.000 tona yükseltmiştir. Dünya tohum pazarında 1 buçuk milyar dolar ile %2’ lik paya sahip olarak 11. sırada, bitkisel üretimde ise Avrupa’da 1.nci, dünyada ise 7. sıradayız. Yeterlilik oranımız ise %80’e çıkmıştır. Fakat ülkemiz tohumculuğuna özellikle bilinçli karalama kampanyalarının yürütüldüğünü görüyoruz. GDO ve hibrit tohum hakkında, konusunda uzman olmayan kişilerin sürekli medya da açıklama yapmaları ve tohumda dışa bağımlı olduğumuz algısı yaratmaları bilinçli bir şekilde tarımda ve tohumculukta bizi başarısız gösterme çabaları hiçbir zaman sonuç vermeyecektir. Türkiye’nin milli ve yerli tohum atağının önünde kimse duramayacaktır.’’ dedi.

Tohum Yetiştiricileri Alt Birliğinin 45 bin üyesiyle Türkiye’nin tohum ihtiyacını karşılamakla beraber 86 ülkeye yapılan ihracata da katkı sağladığını ifade eden GÜLER, TYAB’ın çalışmaları konusunda katılımcılara bilgi verdi.

  • TYAB Başkanı GÜLER, Uygulamalı Çiftçi Eğitim Merkezleri ve Eğitim Projesi hakkında ise şöyle konuştu;

‘’III. Tarım Orman Şurasının 46.maddesi olan “Çiftçilerin Eğitilmesi ve Eğitim Kurumlarının Açılması” kapsamında Tarım ve Orman Bakanlığı öncülüğünde ilk adımı atıyoruz. Dünya çiftçisi ile rekabet edebilen, işletme yönetimi, ürün planlaması, mazot tasarrufu, gübreleme, ilaç ve toprak işleme teknikleri konularında uzman ve gelişmiş navigasyon sistemlerini kullanımını profesyonelce yapabilen tohum yetiştiricileri olacağız. Ve bu proje ile ülkemiz tarımında kullanılan 3,5 milyon ton motorin ile 6 milyon ton gübreden %20 tasarruf edildiğini düşünürsek yaklaşık 7 Milyar Lira ülke ekonomisine kazandırılacaktır. Bu Projenin ülkemize hayırlı olmasını temenni ediyorum.’’

  • Destekler Zamanında Ödenmeli, Tohum Yetiştiricilerine Ek Destek Verilmeli

TYAB Başkanı Hacı Ömer GÜLER, tohum yetiştiricilerinin sorunlarına da değindi. GÜLER, ‘’ Özellikle elektrikte yaşanan son artışlarla birlikte çiftçimiz tarlasını sulamakta güçlük çeker hale gelmiştir. İthalatta bağımlı olduğumuz gübre ve motorinin fiyatlarının sektörümüze olan etkilerini azaltabilmek için destekler güncel fiyatlar üzerinden hesaplanıp zamanında ödenmelidir. Tohum Yetiştiricisi diğer çiftçilere göre daha profesyonel olup, girdi maliyetleri de de diğerler çiftçilerimizden yüksektir. Devletimizin bu konuda pozitif bir ayrımcılık yaparak profesyonel olan tohum yetiştiricisine ek bir destek modeli oluşturmalıdır. Ayrıca tohum yetiştiricisinin hasat ettiği ürünün borsaya girmediği halde borsa kesintisi yapılması uygulamasının bir an önce düzenlenmesi gerekmektedir. Köyden kentlere göçün engellenmesi için kırsalda yaşayan insanlarımıza sosyal ve kültürel alanlar oluşturulup daha özendirici politikalar uygulanmalıdır. Su rezervlerinin kritik olduğu bölgelerde su ihtiyacı fazla olan bitkisel ürünlere destek verilmesi yerine, daha az su tüketen ürünlere ek destek verilerek bu ürünlerin ekilmesi teşvik edilmelidir.’’ ifadelerini kullandı.

  • Sadece Tohumda Değil, Fidanda Ve Süs Bitkilerinde de Bu Coğrafyada Ciddi Bir Gücüz

Türkiye Tohumcular Birliği (TÜRKTOB) ve Ekonomik İş Birliği Teşkilatı Ülkeleri Tohumcular Birliği (ECOSA) Yönetim Kurulu Başkanı Savaş AKCAN ise TÜRKTOB’un 7 Alt Birliği ve 55 bin üyesiyle tohumculuk sektöründeki son 10 yıldaki gelişmelerin Tarım ve Orman Bakanlığı ile birlikte en önemli müsebbibi olduğunu kaydetti.

  • 2019 Verileri Çok Daha İyi Olacak

TÜRKTOB ve ECOSA Başkanı Savaş AKCAN, ‘’Tohumculuk sektöründe tohum, meyve fidanı, süs bitkileri ve sebze fideleri topyekûn bitkisel üretimin temel mihenk taşıdır. Bugün tohum özelinde baktığımız zaman 2018 verileriyle 178 milyon dolarlık bir tohum ithalatımız, 152 milyon dolarlık bir tohum ihracatımız mevcut. Bunun yanına fidanda 2 milyon dolarlık ithalat, 42 milyon dolarlık da ihracatımız mevcut. Süs bitkilerinde ise 80 milyon dolarlık ihracat, 58 milyon dolar seviyesinde bir ithalatımız var.

Dolayısıyla Türkiye Tohumcular Birliği bünyesindeki 7 Alt Birliğin toplam dış ticaretine baktığımız zaman, 240 milyon dolarlık ithalat, 260 milyon dolarlık ihracat ile tarım sektörü içerisinde etkin ve yetkin, dış ticaret açısından da pozitif noktada olduğunu söylemek bizler için gurur vericidir. 

2019 verilerinin bugünkü durumdan çok çok daha parlak olduğunu söyleyebilirim.

  • Diğer Ülkelerde Yaşlanan Nüfus Türkiye İçin Bir Avantaj

Sadece tohumda değil, fidanda ve süs bitkisinde de bu coğrafyada ciddi bir gücüz. Çevre ülkelerdeki, bilhassa Avrupa'daki yaşlanan nüfus, bizler için bir avantaja dönüşmek üzeredir. Avrupa'nın yaşlanan nüfusu tarladan, üretimden çekildikçe, boşalan pazar boşluğunu bizim fidancımız, bizim süs bitkisi üreticimiz doldurmakta ve her geçen gün bu oran büyümektedir.’’ ifadelerini kullandı.  

  • AKCAN Tohumculuk Sektörünün Beklentilerini Gündeme Getirdi

TÜRKTOB ve ECOSA Başkanı Savaş AKCAN’ın gündeminde tohumculuk sektörünün güncel beklentileri de vardı. AKCAN, ‘’ Şubat ayında Sayın Tarım ve Orman Bakanımız orman dışı alanların süs bitkileri sektörüne kiralanmasıyla ilgili bir vaadde bulundu. Bunun Meclis’te beklediğini biliyoruz. Bu yasanın ivedilikle çıkmasının ve süs bitkileri sektörü için yeni bir ivmelenme hamlesi olmasının umudu içerisindeyiz.

Aynı şekilde fide sektörümüz bir hastane hassasiyetiyle, bir enstitü hassasiyetiyle üretim yapıyor. Bu hassas işin zorluklarını herkes fark etmelidir. Fide sektörünün sıkıntılarını çözmeliyiz.

Son 8 yılın parlayan yıldızı fidan üreticileridir. Bunu söylemekten gurur duyuyorum. Fidancılık sektörü 2018 senesinde 2 milyon dolar ithalat, 42 milyon dolar ihracat yaptı.  Bu rakamlar fidan sektörümüzün gelecekte bizi nereye götüreceğini hissettirmektedir.  Beklentimiz, Avrupa pazarlarında çeşit nezdinde diğer çeşitlerle rekabetin desteklenmesidir. Bu konuda da Tarım ve Orman Bakanlığımızdan destek bekliyoruz.’’ şeklinde konuştu.

  • Medyada Bizleri Eleştirenlerden Çok Daha Vatanseveriz

Gıda savaşlarının mermisinin tohum olduğunu, tohumun bir milli güvenlik meselesi olarak değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden AKCAN,  ‘’Farkındaysanız emperyalist güçlerin ülkemiz üzerinde uyguladığı strateji, başta bizlerin ürettiği tohumdan üretilen gıdaya olan güvensizliğin pekiştirilmesi üzerinedir. Ve buna müsebbip olan kendi içimizde birçok akademisyenimiz, sanatçımız, doktorumuz, diyetisyenimiz mevcut. Bizler ürettiğimiz tohumları, önce kendimiz, sonra ailemiz ve evlatlarımızla beraber tüketiyoruz. Dolayısıyla biz bu vatanın evlatlarıyız ve bu vatana, bu millete kendi yemediğimiz hiç bir şeyi yedirmeyiz. Dolayısıyla bizim gıdamız bizler için çok güvenli ve çok hassas. Ve bizler, bu medyada bizi eleştirenlerden çok daha fazla vatanseveriz.

Bir ülkeyi zora sokmanın belki de birinci yolu; halkının, vatandaşının kendi ürününe olan güvenini sarsmaktan geçmektedir. Lütfen sizler de bu yanlış algı operasyonlarıyla topyekûn mücadelemize destek veriniz.’’ dedi.

  • ECOSA, Gönül Coğrafyamız İle İş Birliğimizi Pekiştirecek

Savaş AKCAN, Ekonomik İş Birliği Teşkilatı Ülkeleri Tohumcular Birliği (ECOSA) hakkında da katılımcılara bilgi verdi.  AKCAN, ‘’ Kasım ayında çok güzel bir gelişme oldu. Ekonomik İş Birliği Teşkilatı ( EİT / ECO) ülkeleri (Türkiye, Özbekistan, Türkmenistan, Azerbaycan, Kazakistan, Afganistan, Pakistan, İran, Tacikistan ve Kırgızistan) Tohumcular Birliği (ECOSA) Yönetimi, Türkiye Tohumcular Birliği ve Alt Birliklerinin Başkanlarından oluşan Yönetim Kuruluna geçti. Bu bizler için gönül coğrafyamızda kardeş olduğumuz ülkelerle tohumculuk sektöründe iş birliği yapmamız için çok önemli bir unsur ve fırsat olacaktır.

Önümüzdeki dönemde hem tohumculuk hem fidancılık hem de süs bitkileri sektöründe ECO ülkeleriyle iş birliğimizi artıracağız ve gönül coğrafyamızdaki bu kitleyle çok daha yakın çok daha sıkı ilişkiler kuracağız.  Bizim gibi düşünen, bizim gibi vatanını seven tohumcularla birleştirerek az önce bahsettiğim emperyalist güçlerin oralarda filizlenmesine müsaade etmeyeceğiz.’’şeklide konuştu.

  • Tohumculuk Sektörüne Has Finansman Modeli İstiyoruz

TÜRKTOB ve ECOSA Başkanı Savaş AKCAN, finans sektörünün tarım ve  tohumculuk alanlarına özgü yeni modeller geliştirmesi gerektiğini kaydetti.

AKCAN, ‘’Lütfen, finans sektörü tarıma uygun bir finans modeli değiştirmesi yoluna gitsin. Bizler araba kredisi, ev kredisi gibi kredi enstrümanlarıyla işletme yürütmek durumunda değiliz, yürütemeyiz. Ve girdi maliyetlerimizin bu yüksek olduğu dönem içerisinde bu finans enstrümanları bizler için çok önemli.’’ ifadelerini kullandı.

  • Girdi Maliyetlerinin Artışı Tohumu da Etkiliyor

AKCAN, tarımsal üretimde kullanılan girdi maliyetleri sayılırken bir çırpıda tohumunda söylendiğini ancak tohumun diğer tarımsal ürünler gibi mazot, elektrik, ilaç ve gübre gibi girdilerin artışlarından etkilendiğini vurgulayarak, bu bağlamda değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.  AKCAN, ‘’ Tohum bir bitkisel üründür. Tarımda girdi maliyetlerinin yüksekliği tohuma da sirayet eder. Tohumu lütfen girdi maliyetleri sayfasından çıkartınız. Girdi maliyetlerindeki artış doğrudan tohumu da etkilemektedir.’’ dedi.  

Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürü Fuat Fikret AKTAŞ ise özetle: ‘’ Tohumculuk sektöründe Bakanlık olarak önceliğimiz, sektördeki diğer paydaşlarla güç birliği yaparak Türk tohumculuğunun uluslararası alanda temsil kabiliyetini yükseltmek ve farkındalığını arttırmaktır. TÜRKTOB ve Alt Birliklerinin kurulmasından itibaren Türkiye'de tohum, fidan, fide ve süs bitkileri sektöründe çok önemli gelişmeler yaşanmıştır. Bu durum Bakanlığımız ve sivil toplum örgütlerinin dayanışmasının geleceğe ışık tutması açısından daha da ileri noktalara götüreceği konusunda bizlere bir fikir vermektedir.

Tohumculukta; nohut, mercimek ve kuru fasulyede %100, arpada %99,5, makarnalık buğdayda %81, ekmeklik buğdayda %69, çeltikte %68, yem bitkilerinde %85 ve sebzede %77 oranında yeterliliğe ulaşmış bulunmaktayız.

Biliyorsunuz yıllar sonra ilk defa bir III. Tarım Orman Şurası gerçekleştirdik. Dolayısıyla Tarım Orman Şurası’nda alınan önemli kararlardan bir tanesi de eğitimle ilgili kararlardı. Eğitim programlarının hayata geçirilmesinin ilk adımını bugün burada atıyoruz.

Tarım ve Orman Bakanlığı, Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü, Eğitim ve Yayınlar Daire Başkanlığı, Tohum Yetiştiricileri Alt Birliği ve Türk Tarım Alet ve Makinaları İhracatçıları Birliği ile tohumculuk sektörümüzü yeni teknolojiler ile buluşturacağız.

Uygulamalı Çiftçi Eğitim Projesiyle 2 yılda yaklaşık olarak 15 bin sözleşmeli sertifikalı tohum üreticisine eğitim götüreceğiz. Uygulamalı Çiftçi Eğitim projesiyle 6 ilde; Ankara, Adana, Aydın, İzmir, Şanlıurfa ve Manisa'da bulunan eğitim merkezlerinde birer hafta olarak sertifikalı tohum üreten çiftçilerimize uygulamalı eğitimler verilecektir.

Eğitimlerin sonucunda işletmelerde hasat sonrası ürün kayıplarında %15 gerileme planlanmış, karlılık oranlarında %15-30, verimlilikte %15, artan verimlilik ve kalite sayesinde üreticilerin refah seviyelerinde ise %30'lara varan bir artış sağlanması hedef alınmıştır.

Ayrıca sertifikalı tohum üretim maliyetlerinde de ortalama %20'lere varan bir azalma sağlanacaktır.

Tohumculuk sektörümüze 2 milyar TL'nin üzerinde destek verdik. Bugün 86 ülkeye tohum ihracatı yapıyoruz. 2023 hedefimiz 2 milyon ton üretim ve 500 milyon dolarlık ihracattır.’’ şeklinde konuştu.

Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Mehmet Hadi TUNÇ ise son 17 yılda gerçekleştirdikleri girişim ve atılımlarla Türkiye’nin tohum karnesinin yıldızlı notlarla dolu olduğunu, bu başarının hükümetlerin, Tarım ve Orman Bakanlığının ve tohumculuk sektörünün dinamik ve aktif yapısının sonucunda oluştuğunu kaydetti.

TUNÇ özetle; ‘’Sık sık manipüle edilse de kimse şu hakikati bilmeden geçemez, istatistiklerden de kaldıramaz. Gururla söylüyorum ki; Türkiye kendi tohumluğunu kendi üreten bir ülkedir. Türkiye, tohum ticaretinde dünyanın ilk 10 ülkesinden biridir. Toplam tohum ihtiyacının %96'sını yurt içinde üreten ülke Türkiye'dir. Bununla birlikte son 17 yılda tohumluk üretimimizi 7 kat, tohum ihracatımızı ise 9 kat arttırdık. 2018 yılında 1 milyon 59 bin ton tohumluk ürettik. 2023 hedefimiz ise 2 milyon ton üretim ve 500 milyon dolarlık ihracat olacaktır.

İnanıyorum ki bölgemizde tohumculuk alanında söz sahibi olmaya çok daha güçlü bir şekilde devam edeceğiz.  

Bu arada, Ekonomik İş Birliği Teşkilatı Ülkeleri Tohumcular Birliği (ECOSA) ülkeleriyle de tohumculuk konusunda stratejik iş birliği yapacağımızın müjdesini de şimdiden vermek isterim. Uluslararası iş birliği çalışmalarımız ve çabalarımız giderek artacaktır.

Diğer taraftan bildiğiniz gibi Sayın Cumhurbaşkanımız, bütçe imkânlarını zorlayarak çiftçimize, üreticimize gerekli desteği sağlamamız talimatını vermiştir. Biz de üzerimize düşeni yaptık ve 2020 yılı bütçemizin %54,5'ini yani 22 milyar Türk Lirasını tarımsal desteklemelere ayırdık. Böylece tarımsal desteklemelerde bir önceki yıla göre %36'lık bir rekor artış sağladık.

Bakanlık olarak 2019 yılında tohum meselesinin üzerinde de önemle durduğumuzu hatırlatmak isterim. Kısaca değinecek olursam, 2019 yılı içerisinde toplam 71 yerli tohumu sektörün kullanımına sunduk. 10 adet yerli patates çeşidi geliştirdik ve tescile sunduk. Çeltik tohumculuğunda ithalattan ihracata geçtik ve ilk yerli siyah çeltik çeşidini geliştirdik. Lif amaçlı endüstriyel tıbbi kenevir çeşidini geliştirmeye yönelik iş birlikleri yaptık.

Tarla bitkilerinde ıslah çalışmalarına başladık. Yerli hibrit sebze çeşitlerinin kullanım oranını 2019 yılı dahil son 17 yılda %10'dan %60'a çıkardık.

İlaç, parfümeri, gıda, tekstil ve bazı diğer sektörlerin ihtiyacı olan tıbbi ve aromatik bitkiler alanında 14 farklı türde toplam 24 çeşit bitkiyi tescil ettirdik.
 
Ayrıca ülkemizin bitki genetik kaynaklarının korunması, uzun süreli muhafazası, sürdürülebilirliği, bilimsel araştırmada kullanımı ve gelecek kuşaklara aktarılabilmesi amacıyla Ankara ve İzmir illerimizde tohum gen bankası kurduk. Böylelikle 2019 yılı itibarıyla yaklaşık 3 bin 400 türe ait 105.476 adet tohum örneğini koruma altına aldık.  
 

Bugün "Atadan Toruna Tohum Seferberliği" adıyla milli bir seferberlik başlatıyoruz. Bu kapsamda bizler de eğitim, test ve sertifikasyon, analiz ve fidan ihtisası eğitimi olmak üzere 4 ayaklı bir strateji izlemeye karar verdik. Tohumluk tescil ve sertifikasyon merkezlerimizde morfolojik moleküler test laboratuvarı, tohum teşhis, analiz ve görüntüleme sistemleri, Karacabey Fide, Fidan ve Fide merkezimizde meyvecilik üs merkeziyle ata meyveleri gen bahçesi kurarak inşallah ülkemiz tohumculuğuna yeni bir ivme kazandırıyor olacağız.

Sağlıklı gıda ve sürdürülebilir bir üretim için yöntemimiz ise teknoloji ve bilim ile Anadolu'nun verimli topraklarının ata tohumlarının yanında yerelleşmiş tohumların gıda zincirindeki ağırlığını arttırmak şeklinde olacaktır.

Bu seferberliğin paydaşları elbette evvela sizlersiniz. Sizlerle beraber Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü, Eğitim Yayım ve Yayınlar Dairesi Başkanlığı, Tohum Yetiştiricileri Alt Birliği ve Türk Tarım ve Alet Makinaları İmalatçıları Birliği ile beraber hareket edecek ve sektörümüzü yeni teknolojilerle buluşturacağız.  
 

Bu seferberliğin en önemli ayaklarının biri de tohum üreticisi çiftçilerin eğitimidir. Bu kapsamda uygulamalı çiftçi eğitimiyle 2 yılda 15 bin sözleşmeli, sertifikalı tohum üreticisi yerli tohum üretimi konusunda eğitim görecektir. Eğitimler Ankara, Adana, Aydın, İzmir, Şanlıurfa ve Manisa olmak üzere 6 ilde gerçekleştirilecektir.

Eğitim merkezleri, mobil tır eğitimleri ve dijital eğitimler ile sertifikalı tohum üreten çiftçilerimize uygulamalı eğitimler verecektir. Böylece ülkemiz ihtiyacına uygun olarak üst kademe, elit, orijinal sertifikalı tohumluk üretim planlaması sağlanacak, ithalatına ihtiyaç duyulan ayçiçeği ve mısır gibi türlerde tohumluk üretimleri arttırılarak ithalat oranları düşürülecektir.

Diğer taraftan tohum veri tabanı oluşturuyoruz. Tohumluk Tescil ve Sertifikasyon Merkezi Müdürlüğümüz bünyesinde bitki çeşitlerinin kayıt altına alınması ve ıslahçı haklarının tescilini sağlayacak dünya standartlarında analiz kabiliyeti ve teknolojisi olan bir morfolojik ve moleküler test laboratuvarı kuruyoruz.

Böylece tohum üreticilerinin yetiştireceği, geliştireceği yerli tohum türlerinin tescili de uluslararası akreditasyona sahip olacak bu laboratuvarda gerçekleştirilecektir. Uluslararası standartlarda teknolojileri kullanacak olan laboratuvar sayesinde Türkiye'nin dijital tohum arşivi ve kataloğu ile tüm resmi ve özel yetkili laboratuvarların, üniversitelerin, tohum analistlerinin yararlanabileceği bir veri tabanı da oluşturulacaktır. Test laboratuvarlarının hayata geçirilmesiyle de inşallah yıllık 1 milyon avroluk ilave kazanç sağlanacaktır.

Bu seferberlik kapsamında hayata geçirilecek bir diğer proje ise tohumların özel teknoloji ve mikroskobik cihazlarla teşhis ve analizini sağlamak olacaktır. Bu projede kullanılacak özel ve ileri görüntüleme sistemleri sayesinde tohumların ve tohumlara zararlı organizmaların ayrışmasını da sağlamış olacağız. Bu konuyu özellikle önemsiyoruz. Zira dünyanın tohumla geçmişte  sınandığı, gelecekte de sınanacağı aşikârdır.

Yine seferberlik kapsamında hayata geçirilecek projelerden biri de Bursa Karacabey'de 250 dekarlık alanda kuracağımız fidan ihtisas merkezi olacaktır. Standart fidan damızlık parseli olarak adlandırdığımız bu merkez, fidancılık sektörünün mesleki ve hayat boyu eğitim merkezi olarak işleyecektir. Bu merkezde uluslararası standartlarda ve modern tekniklerle fidan üretimi, zirai biyolojik mücadele, tam otomasyonlu sulama ve bitki besleme gibi alanlarda da eğitim vereceğiz Fidan üreticilerinin ihtiyacı olan aşı kalemi, aşı gözü gibi materyaller teminini de buradan yapacağız.’’ ifadelerini kullandı.

***
Program, Adalet ve Kalkınma Partisi Konya Milletvekili Orhan ERDEM ve TBMM Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Adalet ve Kalkınma Partisi Aydın Milletvekili Rıza POSACI’nın konuşmalarıyla devam etti.

***

Program kapsamında Ankara Uluslararası Tarımsal Eğitim Merkezi Müdürlüğüne, Şanlıurfa GAP Tarımsal Araştırma Enstitüsüne ve Manisa Beydere Tohum Sertifikasyon Test Müdürlüğüne canlı bağlantılar yapıldı.

***

Ardından Uygulamalı Çiftçi Eğitim Merkezleri ve Eğitim Projesi’nin protokol imza töreni gerçekleştirildi.

***

Millî ve Yerli Tohumculukta Sürdürülebilir Stratejiler Çalıştayı, Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süleyman SOYLU’nun ‘’ Sürdürülebilir Tohum Stratejileri’’ - Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Sait GEZGİN’in ‘’ Sürdürülebilir Toprak Stratejileri’’  ve Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdür Yardımcısı Dr. Metin TÜRKER’in ‘’Sürdürülebilir Su Stratejileri’’ konulu sunumlarıyla devam etti.  

***

Çalıştayın ikinci günü Oturum Başkanlığını Yargıtay 19. Ceza Dairesi Başkanı Ramazan ÖZKEPİR’in gerçekleştirdiği Hukuk Paneli yapıldı.

Panelde, Yargıtay 19. Ceza Dairesi Üyesi Erdoğan İSHAKOĞLU ‘’Biyogüvenlik Suçları ve Kamu Sağlığının Korunması’’ – Yargıtay 14. Hukuk Dairesi Başkanı Hikmet ONAT ‘’ İtilaflı Tarım Arazileri ve Tarıma Olumsuz Etkileri’’ – Emekli Cumhuriyet Savcısı Nadi TÜRKASLAN ‘’ Tohumculuk ve Tarım İle İlgili Suç ve Kabahatler’’ ana temalı sunumlarla katılımcıları bilgilendirdi.

***

Çalıştay Türkiye Tohum Yetiştiricilerinin Sorunları ve Çözüm Önerileri Paneli ile son buldu.

1- SAVAŞ AKCAN-
2- HACI ÖMER GÜLER (2)-
3- SAVAŞ AKCAN-
4- HACI ÖMER GÜLER-
5- MEHMET HADİ TUNÇ-
6- FUAT FİKRET AKTAŞ-
7- ORHAN ERDEM-
8- RIZA POSACI-
9- PLAKET-
10- İMZA-
11- HUKUK PANELİ-
12- TYAB PANELİ-
13-
14-
15-