TÜRKTOB

Sosyal Medyada
Birliğimiz

TÜRKTOB Başkanı Kamil Yılmaz'ın Değerlendirmeleri Web Tarım Tv'de...

TÜRKTOB Başkanı Kamil Yılmaz'ın Değerlendirmeleri Web Tarım Tv'de...
Gıdaların kaynağı olan tohumun üretiminde ülke olarak dünyada söz sahibiyiz. Türkiye tohum ticaretinde dünyanın ilk 10 ülkesi arasında yer alarak bu stratejik ürünün önemini koruyor.

Haber: Hülya OMRAK
Kamera: Hasan Ejder TAZEOĞLU

Gıda zincirinin en önemli halkalarından bir tanesi olan tohumun üretiminde özel sektörün tohumculuk faaliyetinin başladığı 80’li yıllardan bugüne büyük yol kat edildi.  Örgütlenerek güçlerini pekiştiren tohumculuk sektörünü ve ülkemiz tohumculuğunu, Türkiye Tohumcular Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Kamil Yılmaz ile konuştuk.

TÜRKTOB’un faaliyetlerini anlatan Kamil Yılmaz, Türkiye Tohumcular Birliği’nin 2006 yılında çıkarılan tohumculuk yasası doğrultusunda 2008 yılında kurulan kamu – tüzel kişiliğinde bir meslek kuruluşu olduğunu söyledi. Yılmaz, “Toplam 36 bin 700 üyesi bulunan birliğimiz 7 alt birlikten oluşmaktadır. Bunlar; bitki ıslahçıları alt birliği, tohum, fide, fidan üreticileri alt birliği, süs bitkileri üreticileri alt birliği, tohum yetiştiricileri alt birliği ve tohum dağıtıcıları alt birlikleri. Türkiye Tohumcular Birliği, ülke genelinde tohumculukla iştigal eden bütün özel sektör girişimcilerinin üye olduğu bir organizasyondur. Birliğimizin faaliyetleri arasında tohumculuk sektörüyle ilgili toplantılar yapmak, çalıştaylar yapmak, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile ortak projeler yürütmek, üyelerimiz arasında dayanışmayı sağlamak, Bakanlıkla teknik ve hukuki ilişkileri düzenlemek gibi görevlerimiz var” dedi.

Türkiye tohum ticaretinde dünyanın ilk 10 ülkesi arasında

Tohumculuk faaliyetinin dünyada, 1700 – 1750’li yıllarda başlamışken ülkemizde Cumhuriyetle birlikte başladığını belirten Yılmaz, şunları kaydetti: “ İlk olarak araştırma enstitülerinin kurulmasıyla birlikte 1960 yılına kadar lokal olarak belli bölgelerde tohumculuk faaliyetleri yürütülmüştür. Türkiye’de ilk düzenli tohumculuk faaliyetlerinin 1963 yılında çıkarılan tohumculuk yasasıyla başladığını söyleyebiliriz. 1980’li yıllara kadar Türkiye’de kamu ağırlıklı bir tohumculuk çalışması vardı. 1983 – 1984 yılından sonra Türkiye’de tohumculuk sektörü, Tarım Bakanlığı’nın almış olduğu bazı kararlar doğrultusunda serbest piyasa ekonomisinde yapılanmaya başlamış ve işin içine özel sektör teşvik edilmiştir. 1980’li yıllarda 15 – 20 olan firma sayısı bugüne geldiğimizde yaklaşık 790’ı bulmuştur. Geldiğimiz noktaya bakacak olursak Türkiye, tohum ticaretinde dünyanın ilk 10 ülkesi arasında yer almakta. Bizim hedefimiz daha üst sıralarda yer almasını sağlamak. Tümüyle bir karşılaştırma yapacak olursak Türkiye son 30 – 40 yılda önemli bir mesafe kat etmiştir. 90’lı yıllarda 80 – 90 bin ton olan sertifikalı tohumluk üretimi 2016 yılı sonu itibariyle 957 bin tona ulaşmıştır”.

Türkiye’de tohumculuk çalışmalarının belli bir noktaya geldikten sonra ilk olarak ülke politikalarının karşılanması amaçlandığını kaydeden Yılmaz, bu noktada da ülke ihtiyacının büyük bir çoğunluğunun kendi üretimimizle karşılanmaya başlandığını ifade etti.
Türkiye’de 2000’li yıllarda 35 milyon dolar olan ihracatın bugün 153 milyon dolara çıktığını vurgulayan Yılmaz, “İthalat rakamı 202 milyon dolardır. İhracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 76’ya çıkmıştır. Buna fidan, süs bitkileri ve çoğaltım maddelerini de dahil ettiğimiz zaman 2016 yılında Türkiye’de ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 89’lara çıkmıştır. Bu cumhuriyet tarihinin ilk olumlu rakamıdır. İhracat yaptığımız ülkeler arasında Ortadoğu ülkeleri, Orta Asya ülkeleri, Balkan ülkeleri, bazı Avrupa ülkeleri, Arap ülkeleri ve Kuzey Afrika ülkeleri var. 2016 yılı rakamlarına göre 76 ülkeye tohum ihracatı yapmışız. İhracat ürünlerinde ise; sebze, mısır, ayçiçeği, baklagiller, buğday, patates gibi aklınıza gelebilecek bütün türlerde ihracatımız var” şeklinde konuştu.
Türkiye hiç tohum ithal etmese bile ihtiyacını karşılayabilir

“Dünyanın tohumculukta en gelişmiş ülkelerine baktığımızda Hollanda, Fransa, Almanya, İngiltere, Kanada ve ABD” diyen Kamil Yılmaz, bu ülkelerin hem ihracatçı hem ithalatçı ülkeler olduğunu hatırlattı.

Yılmaz sözlerine şöyle devam etti: “Önemli olan burada ihracat oranının ithalatı karşılama oranı. Türkiye mısır, ayçiçeği veya buğdayda eğer ithalat söz konusuysa ana – baba hatlarını ithal ederek yani sadece çoğaltım materyallerini ithal ederek sertifikalı tohumluk üretimi yapıyor. Ama dünyanın bir çok ülkesi - Türkiye’de dahil - tohum ithal ediyor, aynı zamanda Türkiye dünyanın 76 ülkesine ihracat yapıyor, 20 – 30 ülkeden de değişik sebze türlerinde ithalat yapıyor. İthalatımızın en büyük kesimini sebze tohumları oluşturuyor. İthal edilen sebze tohumlarıyla üretilen ürünlerin büyük bir kısmı daha sonra Avrupa pazarına ihraç edilmekte. Türkiye tohumculuk sektörü, ülkemizin ihtiyacı olan tohumluğu, dışardan hiçbir tohum dahi girmese ihtiyacını sağlayacak üretim altyapısına, teknik altyapıya, ar-ge altyapısına sahip. Ama uluslararası kurallar, serbest piyasa ekonomisi düzeni içerisinde ihracat da yapıyoruz, ithalat da yapıyoruz. Önemli olan ülke ihtiyacını karşılayacak üretim altyapısının ve tohumculuk altyapısının olması. Ve Türkiye bunu karşılayacak düzeyde”.

Türkiye’de GDO’lu tohumun üretimi ve ticareti yasak Yılmaz, tohumu ithal etmeninde ihraç etmenin de o kadar kolay bir konu olmadığını belirterek, “Karantina yönünden ari olması yani tohumların hastalıklardan ari olması gerekiyor. Türkiye’de GDO’ lu ürünlerin üretimi ve ticareti yasak olduğu için GDO’ dan da ari olması lazım. Ayrıca Türkiye’de kayıtlı olmayan hiçbir tohumun ithalatına Türkiye tohumculuk mevzuatı izin vermez. Önce kaydedilecek, kaydedilebilmesi için tescil alabilmesi için bunun adaptasyon denemeleri yapılacak, eğer hastalıksız, kaliteli, verimli ise ruhsat aldıysa ancak bunların sınırlı miktarda ithalatına izin verilebilir. Çoğu türde de sadece çoğaltım amaçlı izin verilir, direkt ticari tohum olarak ithalatına izin verilmez” ifadesine yer verdi.

Kamil Yılmaz, Türkiye’nin tohumculuk sektöründe iyi bir noktaya geldiğini ve Türkiye tohumculuk konusundaki uluslararası kuruluşların tümünde etkin bir üye olduğunu ifade etti. Türkiye’nin hem yasal mevzuat olarak hem uluslararası entegrasyon olarak tohumculukta dünyanın belli bir noktaya gelmiş ülkeleri arasında olduğunu kaydeden Yılmaz, “ 791 tane tohumculuk firma sayısı var. Bunlardan 35 tanesi yabancı veya yerli – yabancı ortaklı firma sayısı. Toplamda yabancı firmaların sayısal oranı az” dedi.
Sertifikalı tohum demek kaliteli tohum demek

Gıda zincirinin en önemli halkalarından bir tanesinin tohum ve tohumculuk olduğunu anlatan Yılmaz, “Bu noktada sertifikalı tohumun diğer tohumlardan farkı nedir dersek; birincisi kaliteli tohum. Verimi yüksek, hastalıklardan ari, çimlenmesi yüksek. Çiftçi sertifikalı tohumu kullandığı zaman kaç kilo buğdayda veya mısırda verim alacağını, hangi bölgelerde hangi çeşit için hangi tohumu ekeceğini, buğday ektiği zaman bunun makarnalık mı, ekmeklik mi olduğunu bilebilecek. Çiftçi, sertifikalı tohum ektiğinde daha çok verim alacak, hastalıklardan zarar görmeyecek, istenilen kalitede ürün üreterek pazarlamasını daha kolay yapacak. Birilerinin dediği gibi sertifikalı tohum insan sağlığına zarar vermez, insanları kısır yapmaz. Bu konularla ilgili dünyada yapılmış hiçbir bilimsel araştırma sonucu yoktur” vurgusu yaptı.

Yılmaz hibrit tohumu konusunda da şu görüşlere yer verdi: “Bazı çevrelerde, hibrit tohumun veya ıslah edilen tohumun insan sağlığına zarar verdiği noktasında bazı eleştiriler yapılıyor. Aslında hibrit tohumlar doğal tohumlardır. Hiçbir zaman genetiği değiştirilmiş tohumlarla karşılaştırılmaması lazım. Doğada yabancı tozlanan bitki türlerinde, ana veya baba bitkiler saflaştırılarak kendi aralarında melezleme yapılır. Melezleme yapılırken de dikkat edilmesi gereken konu; en uzak akraba olan anne veya babaların seçilmesi. Böylece bu melezleme neticesinde en iyi sonuçlar elde edilir. Hibrit tohumda tek müdahale tozlaşmayı yönetmek. Hibrit tohum tamamen doğaldır, bitki genetiğiyle oynanmamıştır, kromozom yapısıyla oynanmamıştır”.

Tohumda devlet desteği 2004 yılından beri ciddi oranda arttı

Özellikle 2004 yılından itibaren Türkiye’de sertifikalı tohum kullanımıyla ilgili ciddi destekler yapılmaya başlandığını kaydeden Yılmaz, “2009 yılından itibaren de sertifikalı tohum üretimi yapılıyor. Biz sektör olarak hem üretim desteklerinin hem kullanım desteklerinin bununla birlikte ar - ge ve yatırım desteklerinin daha da artırılmasını istiyoruz” dedi.

Yılmaz şöyle devam etti: “Türkiye yasal mevzuatlarda, ithalat ihracat konularında dünya standartlarını sağlamış durumda. Türkiye’de yerli şirketlerin sermayeyle ilgili sıkıntıları var. Sermaye yetersizliği önemli problemlerden bir tanesi. İkincisi kayıt dışılık çok fazla. Bugün her yıl Türkiye’de 2 milyon 700 bin tohumluğun toprakla buluşması gerekiyor. Bunun ancak 957 bin tonu sertifikalı tohum. Sektörün daha da gelişmesi için sertifikalı tohum kullanımının artırılması gerekiyor. Firmaların küçük olması da sorunlardan bir tanesi. Bu, büyük yatırımlar yapılmasını veya markalaşmayı önlüyor.  Haksız rekabetin önlenmesi de önemli konulardan bir tanesi. Tohumculuk sektörünün geçmişte örgütlenme problemi vardı Türkiye Tohumcular Birliği ve alt birliklerin kurulmasıyla örgütlenmesi ve teşkilatlanması tamamlandı”

Türkiye Tohumculuk sektörü olarak Bakanlık ile birlikte çalıştıklarını söyleyen Yılmaz, “Mevzuatların hazırlanması, ortak projelerin yapılması, sektörün sorunlarının çözümü, ihracatın artırılması, ithalat rejimi ile ilgili konularda işbirliği içerisinde çalışıyoruz” dedi.

2023 hedefini 2016’da yakaladık

Türkiye Tohumcular Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Yılmaz, Türkiye Tohumculuk sektörü olarak 2015 yılında bir proje başlattıklarını anlattı: “Tohumculuk Sektörü Ulusal Strateji Geliştirme Projesi”. Proje 16 Mayıs 2017 tarihinde kamuoyuyla paylaşıldı. Projeyle önümüzdeki 5 yılın yol haritasını belirledik. Mevcut durumun fotoğrafını çıkardık, dünyadaki durumu ortaya koyduk, Türkiye’nin neler yapması gerektiği konularında çalışmalar yaptık. Bu yol haritasında öncelikli olarak özel sektörün kurumsal kapasitesinin artırılması kararlaştırıldı. Türkiye tohumculuğunun geçmiş yıllardaki hedefi 2023 yılı için bir milyon ton sertifikalı tohum üretimiyken; biz bunu 2016 yılında 957 bin tonla neredeyse yakaladık. “Tohumculuk Sektörü Ulusal Strateji Geliştirme Projesi” ile birlikte hedeflerimizi de revize ettik. 2023 için 1 buçuk milyon tonluk sertifikalı tohum üretimini, sektör olarak hedeflemiş durumdayız”dedi.

VİDEO İÇİN RESMİ TIKLA

Türkiye tohum ticaretinde ilk 10’da